Yazı İçeriği
Bergamo Havalimanı’ndan Milano’ya Ulaşım
Saat öğlen 2’ye doğru Bergamo Havalimanı’na iniş yaptım.. Artık İtalya maceram başlıyordu. Kontrolden geçip çantamı kaptım ve ilk yaptığım iş hemen Milano’ya gidecek shuttle için bilet almak oldu. Zaman kaybetmemek için ilk karşıma çıkan Orio Shuttle‘dan biletimi aldım ve yaklaşık 45 dakika sonra Milano Centrale‘ye ulaştım. Bildiğin modanın başkenti Milano’daydım artık.
Bu arada, Bergamo Havaalanı – Milano Merkez Tren İstasyonu’na gidecek Orio Shuttle’ın fiyatı tek yön 10 Euro.
Önce şaşkın gözlerle bir süre etrafımı süzdükten sonra Milano Centrale’ye yani merkez tren istasyonuna girip Piazza del Duomo’ya gitmek için sarı metro hattını bulmalıydım. İstasyona girdiğimde içerisi müthiş derecede kahve kokuyordu ve bu enfes kahve kokusu tüm açlığımı geçirdi desem yanılmış olmam herhalde.
Kahve kokulu koridorlardan geçerek bilet alabileceğim makinelere doğru yöneldim. Tabi nasıl çalıştığını bilmediğimden, makinenin yanındaki kızı da görevli sandığımdan yardım teklifini kabul ettim. Kıza 2 Euro vermiş bulundum ve elinde hazır tuttuğu bileti bana verdi. Önce şüphelendim bilet geçeli mi değil mi diye ama inanmamı sağlamak için kız benimle turnikelere kadar geldi ve bileti aktive edip beni geçirdi. Milano maceram kabusla başlamadı yani.
Milano Şehir İçi Ulaşım
Metro bileti almak için bilet makinelerini de kullanmak çok kolay. İngilizce dil seçeneği var ve dokunmatik ekranda en üst soldaki “urban ticket” yazan yere tıklayıp biletinizi alıyorsunuz. Yine de kimsenin yardım talebini kabul etmeyin. Ha bu arada metro biletinin ücreti 2 Euro ve 90 dakika geçerli. (Vale 90′ dalla convalida a Milano).
Milano’dan Como’ya Nasıl Gidilir ?
Milano’da Nerede Kalınır ?
Milano Gezilecek Yerler
Gidiş yönüme göre Milano’da Gezilecek Yerler’den bahsedeyim biraz da.
Via Torino
Milano Duomo Katedrali
Afrikalıların arasından sıyrılıp nihayet Duomo Katedrali‘ne geldim. Duomo, yapımına 1387 yılında başlanmış ancak çeşitli sebeplerle ancak 1965’te bitirilebilmiş. Milano’daki Duomo Katedrali ayrıca İtalya’nın en büyük, dünyanın ise en büyük dördüncü katedralidir.
Milano Duomo Katedrali’nin giriş ücreti 3 Euro. Ziyaret saatleri ise 08:00 – 19:00 saatleri arası.
İçeride resim çekmeniz için 2 Euro değerinde bileklik satın almanız gerekiyor. Tabi, yumuşak derecedeki uyarılara rağmen etrafta bu kurala uyan kimseyi göremediğim için ben de kendi çapımda faaliyetlerime devam ettim. Yaklaşık bir 15 dakika harcadıktan sonra Duomo’nun terasına çıktım. Girişe katedralin sol yanından devam edip ulaşıyorsunuz. Asansör yerine yürüyerek çıkmayı tercih ettim. Toplamda 165 basamak.
Duomo Katedrali’nin terasına merdivenleri kullanarak çıkarsanız 10 Euro, asansörü kullanarak çıkarsanız 14 Euro. Yalnız verdiğim paraya kesinlikle değmedi diyebilirim. Çünkü ne doğru düzgün bir manzara vardı ne de açık olan bir yer. Gerçi gittiğimde hava yağmurluydu ancak sadece yerler ıslaktı, yağmur yoktu aslında. Tamamen hayal kırıklığıydı her şeye rağmen.
Zamanımı boşa harcamamak için burada fazla oyalanmadan aşağıya indim. Merdivenler beni yormuş ve soğuk ve yağmurlu havaya rağmen terletmişti. Bunun için Duomo’nun biraz önünde insanların oturduğunu görünce ben de biraz soluklanayım dedim. Sonra bir baktım kafası güzel bir eleman, meydanın ortasında İtalyanca şarkılar, türküler söyleyip naralar atıyordu. Yanındaki portakal suyu da görülmeye değerdi. Keyif aldım açıkçası.
Galleria Vittorio Emanuele
Yeteri kadar dinlendikten sonra şimdi sırada Galleria Vittorio Emanuele vardı. Burası Avrupa’daki en popüler alışveriş merkezlerinden. Tabi lokasyon modanın başkenti Milano olunca haliyle inanılmaz pahalı. Dolayısıyla ben de sadece bakmakla yetindim. Çok da derinlemesine incelemedim açıkçası. Yine görsel olarak müthiş bir yapı.
Piazza Della Scala
İlerleyip yoluma amaçsızca devam ettim. Galleria Vittorio Emanuele’den çıkınca kendimi Piazza Della Scala’da buldum. Yani meşhur “Last Supper”ın bulunduğu meydan. Hava kararmaya başladığından içeri giremedim ki rezervasyon falan da yaptırmamıştım zaten. Onun yerine ben de heybetli Leonardo‘nun heykelini fotoğrafladım. Bildiğimiz Da Vinci yani..
Brera
Saatler akşam 19:30’u gösterdiğinde tekrar hostelden ayrılıp Duomo’ya geldim. Yemek için gideceğim yer Brera bölgesiydi. Bunun için yine 2 Euro değerindeki metro biletimi alıp önce Cadorna‘ya gelip oradan aktarma ile Moscova durağında indim. Çok geçmeden de arkadaşlarım Francesca ile Gabriele de geldi. Biraz hasret giderdikten sonra onların tavsiyesi üzerine Corso Giusseppe Garibaldi üzerinde yer alan Brunello adlı restoranta gittik.
Gabriele koyu bir Fiorentina taraftarı olduğundan menüde yer alan “Bissteca Fiorentina”yı şiddetle tavsiye etti. Bissteca Fiorentina, bildiğiniz dana biftek ama sanki tam pişmemiş ve yanında elma dilimli patateslerden oluşan bir menü. Kilo hesabıyla veriyorlar ve gördüğüm kadarıyla kilosu 55 Euro idi. Bizim aldığımız tahmini yarım kilo gibi bir şeydi. Yalnız tadını gerçekten çok beğendim ve bir daha İtalya’ya gidersem kesinlikle tekrar tatmak istiyorum. Onun dışında şarap olarak da 2010 yapımı Montalcino aldık. Şaraptan pek anlamam ve nadir içerim ama bunun da tadı güzel olunca nasıl olduğunu anlamadan dört kadeh götürmüşüm.
Yemek sonunda restorant görevlileri bize üç çeşit içki getirdi. Hepsinin tadına bakıp aralarından en beğendiğimizi işaretlememizi istediler. Diğerlerinin adlarını hatırlamıyorum ama benim beğendiğim Grappa di Gewürztraminer adlı şaraptı. Tadı viski gibiydi. Alkol oranı 42%. Ondan da iki shot götürdüm.
Restorantta biraz muhabetten sonra aynı cadde üzerindeki bir aperitivo mekanına girdik. Karnım tıka basa Bissteca Fiorentina ile dolu olduğundan sadece içkiyi aldım. Tadını tam hatırlamıyorum ama sanki vodkaya yakındı. İsmini merak edenler için söyleyeyim Negroni Sbagliato. Biz içkilerimizi kapının önünde ayak üstü yudumlarken bu kez Milano’daki en geniş diğer grup olan Hintli satıcılar bize çiçek satmak için yarış yapıyorlardı sanki. Bu bahsettiğim olay gecenin 22:30 falandı.
Biraz daha takıldıktan sonra saat on bire doğru hüzünlü vedanın ardından tekrar hostele geri döndüm. İlk günümde yaptıklarım hakkında kısa notlar alıp derin bir uyku çektim. Ertesi sabah Como gölüne gidecektim. Como Gölü ile ilgili yazımı okumak için Varenna – Bellagio – Como Gezilecek Yerler adlı yazımı okuyabilirsiniz.
Castello Sforzesco
Ertesi gün akşam gün batmadan Lago di Como‘dan dönüşümü Cadorna tren istasyonuna yapmıştım. Trende tanıştığım Polonyalı Anna’ya, Milano’ya yeni geldiğinden gideceği yere kadar yardım ettim. Halbuki ben de şehre geleli 24 saat bile olmamıştı. Bir Milano sakini gibi Anna’yı gitmesi gereken durağa kadar götürdüm. Ayrıldığımız nokta tam da bir önceki gün gitmek isteyip de gidemediğim Castello Sforzesco’ya çok yakındı.
Via Dante
Şimdiki rotam hostele geri dönüp biraz dinlenmekti. Ancak haritama bakarak yol üzerinde görebileceğim yerleri de aradan çıkarmak istiyordum. Via Dante‘yi dümdüz katedip Duomo’ya ulaşmayı hedefliyordum. Arkama baktığımda cadde bana gerçekten güzel bir görüntü sunmuştu.
San Lorenzo Maggiore Bazilikası
Duomo’ya ulaşıp Via Torino’yu da katedip Tripadvisor app’da gördüğüm San Lorenzo sütunlarını bulmak için tüm günün yorgunluğuna aldırış etmeden Corso di Porta Ticinese‘yi takip ederek buraya ulaştım. Burada toplam 16 adet mermer sütun bulunmakta. Aslında bu sütun dizisinin tam ortasındaki kemerin yukarısına doğru bakıldığında 17. sütun görülüyormuş. Ben bilmediğimden bakmadım, dolayısıyla da dikkat etmedim. Bu mermer sütunlar 2. ve 3. yüzyıllardan günümüze kalmış.
Sütunların tam karşısında San Lorenzo Maggiore Bazilikası ve bu ikisinin ortasında da Hristiyanlığın kurucusu I. Konstantin ya da diğer adıyla Büyük Konstantin‘in heykeli duruyor. Akşam vakitlerinde burası gençlerin sohbet etme ve içki içme mekanı oluyor. Via Dante’de yolun kenarlarında birçok ülkenin bayrağı var. Türk bayrağının varlığını farkettiğimde ise çoktan geçmiştim ve geri dönmek istemedim.
Gece hayatına gelince.. Her ne kadar zamanım kısıtlı olduğundan gidemesem de popüler mekanlar arasında Old Fashion Club ve Just Cavalli öne çıkıyor. Bunu bizzat İtalyan arkadaşlarıma da sordum. Bir dahaki sefere kısmetse..
Milano Kaç Günde Gezilir ?
Milano’da kalınmasını tavsiye ettiğim süre 3 gün. İlk gün, Milano Katedrali ve çevresini dolaşıp, ikinci gün Brera ve Navigli bölgelerini gezebilirsiniz. Son gün ise günübirlik Como Gölü turu yapabilirsiniz.
Milano Araç Kiralama
Milano’da araç kiralama seçeneklerine BURADAN ulaşabilirsiniz.
İşte kısa süredeki Milano maceramın özeti buydu. Tekrar hostele döndüğümde saat akşam 18:30’u biraz geçiyordu. Telefonumu şarj etmek için yanına oturduğum Norveçli Angelica’yla da hemen kaynaşınca Venedik’e gidecek bir sonraki trene binmeye karar verdim. Laf lafı açıp biralarımızı yudumlarken saatin nasıl geçtiğini de anlamadım. Saat 19:30 olduğunda apar topar o güzelliği de ardımda bırakmak zorunda kalarak Venedik trenime yetişmek için doğruca Milano Centrale’ye gittim.
Not : Merak edenler için söyleyeyim. Bahsettiğim Angelica ile ertesi sene Londra’da buluşmuştuk. 🙂
Seyahat fotoğraflarım ve videolarım için beni sosyal medya hesaplarımdan da takip edebilirsiniz.
INSTAGRAM : @seqununseyahatnamesi
yararlı bilgiler teşekkürler.
Milano merkezden Como Gölüne ulaşımı nasıl sağlarım. Taksi, tramvay veya metro seçenekler nedir?
Como ile ilgili yazımı okuyabilirsiniz sorunuzun cevabı için.